23 Şubat 2026 Pazartesi

Rahmet, mağfiret ve bereket ayı olan Ramazan-ı Şerif’e erişmenin huzur ve sevincini milletçe idrak ediyoruz. Yüce Rabbimizin;
“Ramazan ayı, içinde insanlara doğru yolu gösteren, doğru ile yanlışı birbirinden ayırıp açıklayan bir rehber olmak üzere Kur’ân’ın indirildiği aydır. Sizden kim o aya erişirse oruç tutsun…” (Bakara, 2/185)
buyruğu gereği, yeryüzünün dört bir yanındaki müminler bu mübarek ayda takvayı kuşanmanın, yalnız Allah’a kul olmanın ve ibadetle arınmanın huzurunu yaşamaktadır.
İfsadın, çürümenin, yozlaşmanın ve yoksulluğun küresel ölçekte yaygınlaştırıldığı; mazlum ve mustazaflara adeta kader gibi dayatıldığı bir zaman diliminde Ramazan, bizlere takvanın diriltici nefesini, ibadetin huzurunu ve kulluğun direngen ruhunu yeniden hatırlatmaktadır. Bizleri dünyanın dört bir yanındaki kardeşlerimizle aynı sevinçte buluşturan, paylaşma ve dayanışma bilincini güçlendiren bu mübarek ay için âlemlerin Rabbine hamd ediyoruz.
MEB RAMAZAN SEVİNCİNE ORTAK OLMUŞTUR
Toplum olarak yaşadığımız bu Ramazan sevincine ve manevi atmosferine, Milli Eğitim Bakanlığımız da okullarda düzenlenen “Maarifin Kalbinde Ramazan” temalı etkinliklerle ortak olmuştur.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ışığında; köklerinden beslenen, geleceğe yürüyen; sosyal ve duygusal gelişimi önceleyen, değer temelli ve insan merkezli bir eğitim anlayışı doğrultusunda ve tamamen gönüllülük esasına dayalı olarak gerçekleştirilen bu etkinlikler; öğrencilerimizde paylaşma, merhamet, dayanışma ve sorumluluk bilincinin pekiştirilmesini hedeflemektedir.
Ancak bu çalışmalar, kendisini “çağdaş” olarak tanımlayan fakat milletimizin değerlerine mesafeli duran bazı çevreleri rahatsız etmiştir. Her fırsatta İslam’a ve onun sembollerine karşı tahammülsüzlük sergileyen bu anlayışın, toplumumuzun inanç ve kültür dünyasıyla barışık olmadığı bilinmektedir.
Çocuklarımızı modernlik iddiası altında ailesine, toplumuna ve değerlerine yabancı; dinini ve kitabını tanımayan bireyler olarak yetiştirmeyi hedefleyen anlayışlara karşı mücadelemiz kararlılıkla devam edecektir.
HAYATI BÖLEN VE İNANCI ZAMANLA SINIRLAYAN ANLAYIŞI KABUL ETMİYORUZ
Ramazan ayını hakkıyla değerlendirmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Hayatı ve zamanı parçalayan, Allah’a teslimiyeti belli zaman dilimlerine hapseden bir anlayışı doğru bulmuyoruz. Elbette Ramazan’a özgü bir hassasiyet kıymetlidir; ancak inancın hayatın tüm alanlarıyla bütünleşik olması gerektiğine inanıyoruz.
Bu doğrultuda, eğitimin her kademesinde değerlerimizin ve inancımızın hayatın doğal bir parçası olarak ele alınması gerektiğini ifade ediyoruz.

ESTP OLARAK DURUŞUMUZ
ESTP olarak, Milli Eğitim Bakanlığımızın okullarda gerçekleştirdiği Ramazan temalı etkinlikleri memnuniyetle karşıladığımızı kamuoyuna ilan ediyoruz.
Bu adımların atılmasında güçlü bir irade ortaya koyan Milli Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin’in sergilediği yerli ve kararlı duruşun; Dadaşlık ruhundan ve kadim şehir Erzurum’un manevi ikliminden beslendiğini biliyoruz.
Nesillerimizi kendi öz değerleriyle buluşturacak her türlü hayırlı tasarrufunda, kıymetli hemşehrimiz Sayın Bakanımızın yanında olduğumuzu güçlü bir şekilde ifade ediyoruz.
Tüm kardeşlerimizin Ramazan-ı Şerif’i mübarek olsun.
Rabbimiz bizlere hayırlar, bereketler, azim ve istikamet nasip eylesin; ellerimizi, yüreklerimizi ve seslerimizi vahdet üzere birleştirsin.
Rabbimiz mazlum ve mustazaf kardeşlerimizi, Ramazan’ı hakkıyla idrak edip bayram sevincine erişen kullarından eylesin.
Haber Editörü: Şahap GÜRLER
ETB Başkanı Hakan Oral: Tarımda Finansmana Erişim Artık Engel Olmaktan Çıktı. Başta Çiftçilerimiz olmak üzere Tarım Sektörümüze Hayırlı Olsun…

Erzurum Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Oral, tarım sektörünün uzun yıllardır en temel sorunlarından biri olan finansmana erişim konusunun önemli bir adımla çözüme kavuşturulduğunu belirterek kamuoyuna kapsamlı bir değerlendirmede bulundu. Oral, özellikle teminat yetersizliği nedeniyle krediye ulaşmakta zorlanan çiftçi ve tarımsal KOBİ’ler için yeni dönemin tarihi bir eşik olduğunu vurguladı.
Başkan Oral, yıllardır bölge toplantılarında, sektör istişarelerinde ve Ankara temaslarında çiftçilerin yaşadığı finansman sıkıntısını gündeme taşıdıklarını ifade ederek, “Çiftçimizin üretim gücünü artırabilmesi, rekabet edebilmesi ve sürdürülebilir bir tarımsal yapı oluşturabilmesi için uygun koşullarda finansmana erişim hayati öneme sahiptir. Bu konuda defalarca çağrıda bulunduk, raporlar sunduk ve çözüm için yoğun çaba gösterdik. Bugün gelinen noktada taleplerimizin karşılık bulmasından büyük memnuniyet duyuyoruz” dedi.
Tarım sektöründe finansmana erişimin, Kredi Garanti Fonu (KGF) ile Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü arasında imzalanan protokol çerçevesinde destek kapsamına alınmasının, üretici açısından yeni bir dönemi başlattığını belirten Oral, özellikle teminat yetersizliği yaşayan çiftçiler için bu adımın kritik önemde olduğunu ifade etti.
“Yıllardır çiftçilerimiz ve tarım sektöründe faaliyet gösteren KOBİ’lerimiz, yeterli teminat gösteremediği için krediye erişimde ciddi zorluklar yaşıyordu. Bu durum üretimi sınırlıyor, yatırımları erteliyor ve maliyet baskısını artırıyordu. KGF destekli Tarım Kefalet Destek Programı ile artık teminat sorunu büyük ölçüde aşılacak; finansman maliyetleri üreticimizin sırtında bir yük olmaktan çıkacaktır” diye konuştu.
Başkan Oral, söz konusu düzenlemenin sadece bireysel çiftçiye değil, aynı zamanda tarımsal üretim zincirinin tamamına olumlu yansıyacağını belirterek, “Bu adım; üretim kapasitesinin artmasına, kırsal kalkınmanın güçlenmesine, gıda arz güvenliğinin sağlamlaştırılmasına ve ülke ekonomisine katma değerin yükselmesine doğrudan katkı sağlayacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
Sürecin hayata geçirilmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Oral, başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na, Ziraat Bankası Genel Müdürü Alparslan Çakar’a ve Kredi ve Garanti Fonu ( KGF) Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Özegen’e teşekkür etti.
“Tarım stratejik bir sektördür. Üreticimizin güçlü olması, ülkemizin güçlü olması demektir” diyen Başkan Oral, finansmana erişimin kolaylaşmasıyla birlikte çiftçilerin daha planlı üretim yapabileceğini, modernizasyon yatırımlarını artırabileceğini ve küresel rekabet gücünü yükseltebileceğini vurguladı.
Erzurum Ticaret Borsası olarak her zaman üreticinin ve tarım sektörünün yanında olmaya devam edeceklerini belirten Oral, yeni destek mekanizmasının sahada etkin şekilde uygulanmasının da yakından takipçisi olacaklarını sözlerine ekledi. Bu gelişmeyle birlikte tarımda finansmana erişimin artık daha güçlü, daha erişilebilir ve daha sürdürülebilir bir yapıya kavuştuğu ifade edildi.
Haber Editörü: Şahap GÜRLER
Şeffaflık, hesap verilebilirlik ve denetim mekanizması işletilmediği sürece, bu sorular sorulmaya devam edecektir

Buz üzerinde kaydırılan (!) Curling Taşı mı, Kamu Vicdanı mı?
Nerede kalmıştık diye sormadan hemen yazımıza devam edelim istedim.
Ki diğerlerine de (!) hemen sıra gelsin değil mi?
Biraz geçmişe dalarak hafıza tazeleyelim…
Kars Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü 09.04.2024 tarihinde 2024/472839 ihale numarasıyla “Spor Malzeme ve Aletleri Satın Alınacaktır” başlıklı bir ihale süreci başlattı.
Alımın konusu curling malzemeleriydi.

Teknik şartname hazırlandı, yaklaşık maliyet çalışmaları yapıldı ve 3 Nisan 2024’te ihale dokümanı yayımlandı. Süreç olağan görünüyordu.
Ancak 15 Nisan 2024’te teknik şartname değiştirildi.
tüm1haber.com / globalbakis.com – ÖZEL-YORUM-HABER
Neden?
Hangi teknik ihtiyaç doğdu?
Hangi eksiklik fark edildi?
Daha da önemlisi, bu değişiklik kimin talebiyle yapıldı?
Şeffaflık, hesap verilebilirlik ve denetim mekanizması işletilmediği sürece bu sorular sorulmaya devam edecektir. Çünkü mesele yalnızca bir ihale değil; mesele, kamu emanetine sahip çıkma meselesidir.
Ve
Firmalardan gelen itirazlar üzerine 22 Nisan 2024’te ihale dokümanı ilk haliyle yeniden yayımlandı.
Yani yapılan değişiklikten geri dönüldü.

Bu noktada kamu adına sorulması gereken ilk soru şudur:
Eğer değişiklik doğru ve gerekliydi ise neden geri çekildi?
Eğer yanlışsa, bu değişikliği kim yaptı ve hangi gerekçeyle yaptı?
İddialar bununla da sınırlı değil.
İhaleyi kazanan firmanın teknik şartnameye uygun olmayan malzemeler teslim ettiği, buna rağmen bu ürünlerin kabul edildiği öne sürülüyor.
Eğer bu doğruysa, mesele basit bir idari hata değil; doğrudan kamu zararına yol açabilecek bir durumdur!
Burada kritik bir başka başlık daha var:
Muayene ve kabul süreci…
Türkiye Curling Federasyonu tarafından muayene kabul komisyonu gönderildi mi?
Eğer gönderildiyse, bu kişiler kimlerdi?
Teknik şartnameye uygun olmadığı iddia edilen malzemeler hangi rapora, hangi teknik değerlendirmeye dayanarak kabul edildi?
Şayet federasyon yetkilileri sürece dâhil olduysa, şartnameye aykırı olduğu öne sürülen ürünlerin teslim alınması kimin talimatıyla gerçekleşti?
Eğer federasyon göndermediyse, bu komisyon kimlerden oluşturuldu?
Sorular artıyor, cevaplar ise henüz kamuoyuna açık ve net biçimde verilmiş değil!
Benzer iddiaların daha sonra Sivas’ta yapılan malzeme alımlarında da gündeme gelmiş olması, konunun yalnızca yerel bir tartışma olmadığını düşündürüyor. Eğer sistematik bir sorun varsa, bu artık bireysel bir hata değil, kurumsal bir zaaf demektir.

Şimdi gözler; Gençlik ve Spor Bakanlığı’na çevrilmiş durumda!!!
Bakanlık; bu iddialar hakkında bir inceleme başlatacak mı?
Teslim alınan malzemeler yeniden teknik denetime tabi tutulacak mı?
Olası bir kamu zararı varsa (!) sorumlular hakkında işlem yapılacak mı?
Unutulmamalıdır ki kamu ihaleleri, milletin vergileriyle finanse edilir. Spor yatırımları gençlerin geleceğine yapılır. Eğer spor malzemesi adı altında şartnameye uygun olmayan ürünler teslim alınıyorsa, bu yalnızca bütçeye değil, güven duygusuna da zarar verir!
Curling taşının buz üzerinde kayması doğaldır.
Ama kamu vicdanının kaymasına kim (!) izin verdi?
Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi
Şeffaflık, hesap verilebilirlik ve denetim mekanizması işletilmediği sürece bu sorular sorulmaya devam edecektir. Çünkü mesele yalnızca bir ihale değil; mesele, kamu emanetine sahip çıkma meselesidir.
Haber Editörü: Şahap GÜRLER

Erzurumspor FK nın Süper Lig yolundaki “kader süreci” başladı
Tüm Erzurum’u bekliyoruz…
Erzurumspor FK Başkanı Ahmet Dal, hakem kararları ve geçmiş sezonlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erzurumspor’un yaşadığı düşüşlerin tek bir maç ya da tek bir kararla açıklanamayacağını vurgulayan Dal, kulübün son yıllarda ciddi mağduriyetler yaşadığını ifade etti.

Dal açıklamasında, “Biz öyle bir maçta verilen penaltı ya da kırmızı kartla değil, “iki kez Süper Lig’den düşürülen bir takımız”.
Erzurumspor’un son 5–6 yılına bakıldığında, hakkı yenen başka bir takım yoktur.” dedi.
“yapılan algı operasyonları bizi yolumuzdan caydıramayacaktır…
Kalan 12 maçın “kader süreci” olduğunu ifade eden Başkan Dal, süper lig hedeflerinden kesinlikle geri adım atmayacaklarını belirterek; taraftarlarına, kalan bu maçlarda birlik ve beraberlik çağrısında bulundu. Erzurumspor FK yı ve yapılan karşılaşmalarla birlikte, teknik heyete kadar hemen her adım ve konuda bilgi veren Başkan Dal, kendilerinin şu anda tümden süper lige odaklandıklarını belirterek “bu yolun sonu süper ligdir” dedi.
Erzurumspor FK Başkanı Ahmet Dal, kalan haftaların daha zorlu geçeceğini ifade ederek, bu sürecin birlik ve beraberlikle aşılacağını söyledi.
“Biz bir penaltı ya da bir kırmızı kartla değil, iki kez Süper Lig’den düşürülen bir takımız…

“Tüm kararlılıkla futbola devam edeceğiz. Yapılan algı operasyonları bizi yolumuzdan saptırmayacaktır. Kalan 12 hafta, geride kalan 26 haftadan daha zor olacaktır. Zor süreçlerde nasıl taraftarımıza yaslandıysak, yine en büyük gücümüz camiamız olacaktır. Hak ettiğimiz yere, süper lig’e İnşallah çıkacağız” dedi.
Hakem kararları ve önceki sezonlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dal, Erzurumspor’un son yıllarda ağır kayıplar yaşadığını dile getirdi. “Biz bir penaltı ya da bir kırmızı kartla değil, iki kez Süper Lig’den düşürülen bir takımız”. Son 5–6 yıla bakıldığında hakkı en fazla yenen takımlardan biriyiz. Ofsayt çizgileri, bariz hatalar ve kritik kararlar ortada’ ifadelerini kullanan Dal, buna rağmen tek bir maç üzerinden hakemleri hedef göstermediklerini söyledi. Dal, saha içinde kazanılan başarıya gölge düşürülmesine izin vermeyeceklerini belirterek, şampiyonluk yarışında en güçlü aday olduklarını vurguladı.
Deprem sürecinde ligin ikinci yarısını dış sahada oynamanın şehirle bağ açısından olumsuz etkiler oluşturduğunu belirten Dal, taraftar desteğinin önemine dikkat çekti. “Stadımızda kale arkası tribünlerini açarak mücadele ettik. Bu haftadan itibaren tüm taraftarlarımızı tribünlere bekliyoruz. Maraton tribünü ile ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Karar mercii biz değiliz ancak gerekli girişimleri sürdürüyoruz. İnşallah maraton tribününü de açarak Süper Ligi ne kadar hak ettiğimizi göstereceğiz” dedi.

Kulübün tesisleşme sürecine ilişkin bilgi veren Dal, yeni altyapı tesisinde yaklaşık 160 sporcunun konaklayabileceğini söyledi. Mart ayında inşaatın yeniden başlayacağını belirten Dal, tesislerin kazandırılması sürecinde destek veren Erzurum Büyükşehir Belediyesi’ne ve Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’e teşekkür etti. Alttan ısıtmalı antrenman sahasının büyük avantaj sağladığını ifade eden Dal, daha önce antrenman için Ankara’ya gitmek zorunda kaldıklarını ancak artık böyle bir ihtiyaç kalmadığını belirtti.
Takımın tecrübeli isimlerine ayrı bir parantez açan Dal, Mustafa Yumlu, Orhan Ovacıklı ve Eren Tozlu’nun kulüp tarihine iz bıraktığını söyledi. “Bu sadece vefa değil, aidiyettir. Yaşlarına bakmadılar, yürekle oynadılar” diyen Dal, teknik direktör Serkan Özbalta’nın sistemine sabırla bağlı kaldığını ve kulüp tarihinde ilk kez 9’da 9 galibiyet serisi yakalandığını ifade etti. Daha ekonomik bir bütçeyle önemli bir başarı elde edildiğini belirten Dal, Süper Lig hedefini Serkan Özbalta ile gerçekleştirmek istediklerini söyledi. Açıklamasının sonunda hiçbir takımla sorunlarının olmadığını vurgulayan Dal, Biz bu ligin en tecrübeli takımıyız. Her takıma saygı duyuyoruz ifadelerini kullandı.
Kalan tüm maçlarda Erzurum’da oynanacak olan tüm maçlarda kadınlara ve çocuk taraftarlara biletlerin ücretsiz olduğunu ifade eden Başkan Dal, maç saatinde gelip yerlerini alsınlar diye davette bulundu.
Haber Editörü: Şahap GÜRLER

Erzurum’da Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücü, yerli ve millî savunma sanayinin gelişimi ile Türkiye’nin bağımsızlık yolculuğunun ele alındığı anlamlı bir program düzenlendi. Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü konferans salonunda düzenlenen programda, savunma sanayinde gelinen nokta, Türk Silahlı Kuvvetlerinin caydırıcı gücü ve Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’nın faaliyetleri katılımcılarla paylaşıldı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programın açılış konuşmasını Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Hasan Aykut yaptı. Aykut, konuşmasında milletimizin gururu ve devletimizin teminatı olan Türk Silahlı Kuvvetlerini ve savunma alanında elde edilen büyük atılımı konuşmak üzere bir araya gelindiğini belirtti.
Şanlı ordunun tarih boyunca yalnızca bir askerî güç değil, aynı zamanda milletimizin bağımsızlık iradesinin, vatan sevgisinin ve fedakârlık ruhunun en güçlü temsilcisi olduğunu vurgulayan Aykut, “Malazgirt’ten Çanakkale’ye, Sakarya’dan 15 Temmuz’a kadar her dönemde istiklalimizi koruyan en büyük dayanak Türk Silahlı Kuvvetlerimizdir” dedi.

1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında ülkemize uygulanan ambargoların savunmada bağımsızlığın ne kadar hayati olduğunu gösterdiğini ifade eden Aykut, bu sürecin yerli ve millî savunma sanayinin temellerinin atıldığı bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Ambargoları bir zafiyet değil, bir diriliş vesilesine dönüştüren irade sayesinde bugün Türkiye’nin savunma alanında çok güçlü bir noktaya ulaştığını dile getirdi.
Türkiye’nin bugün İHA’ları, SİHA’ları, millî gemileri, radar sistemleri ve akıllı mühimmatlarıyla yalnızca kendi ihtiyaçlarını karşılayan değil, aynı zamanda dost ve kardeş ülkelere teknoloji ihraç eden bir ülke konumuna geldiğini belirten Aykut, bu başarının mühendislerin emeğinin, devletin vizyonunun ve milletin inancının eseri olduğunu vurguladı.
Türk askerinin disiplinin, cesaretin ve yüksek ahlakın timsali olduğunu kaydeden Aykut, kahraman Mehmetçiğin yalnızca sınırları değil; milletin huzurunu, birliğini ve geleceğini de koruduğunu, doğal afetlerde ve insani yardımlarda da ordunun milletin merhamet elini dünyaya ulaştırdığını ifade etti.
Aykut ayrıca, Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü olarak güçlü ailenin güçlü toplum, güçlü toplumun da güçlü devlet anlamına geldiğine inandıklarını belirterek, savunma sanayinde elde edilen her başarının çocukların daha güvenli ve huzurlu bir geleceğe sahip olması anlamına geldiğini söyledi. Aziz şehitlerin emaneti olan ailelerin ve kahraman gazilerin milletin baş tacı olduğunu vurgulayan Aykut, her zaman yanlarında olmayı bir görev değil, vefa borcu olarak gördüklerini dile getirdi.
Programın devamında Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı Erzurum Bölge Temsilcisi Emekli Albay Ahmet Avcı, vakfın kuruluş süreci, savunma sanayinin tarihsel gelişimi ve bugün gelinen aşamaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Avcı, savunma sanayiinde atılan her adımın şehitlere vefa, milletin bağımsızlık iradesinin ve güçlü Türkiye idealinin bir göstergesi olduğunu ifade etti.
Program sonunda, başta protokol üyeleri olmak üzere emeği geçenlere ve katılımcılara teşekkür edildi.


Haber Editörü: Şahap GÜRLER