DOLAR %
EURO %
ALTIN
BITCOIN 0%
Erzurum
°

SABAHA KALAN SÜRE

Şahap GÜRLER

Şahap GÜRLER

15 Ocak 2026 Perşembe

“Ücrette Dengesizlik, Gelirde Adaletsizlik, Kamuda Huzursuzluk Bitsin”

“Ücrette Dengesizlik, Gelirde Adaletsizlik, Kamuda Huzursuzluk Bitsin”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bugün kamu görevlileri olarak, Memur-Sen ailesi olarak;

“Ücrette Dengesizlik, Gelirde Adaletsizlik, Kamuda Huzursuzluk Bitsin” diye Türkiye’nin 81 ilinde meydanlardayız. 

Kamu İşvereni ve hakem; 7. ve 8. Dönem Toplu Sözleşmelerde memurlara reva gördüğü zam rakamlarıyla sadece memuru enflasyona ezdirmekle kalmadı aynı zamanda kamu personeli arasındaki ücret dengesini de tamamen bozdu.

Aynı ücret çarpıklığı 2023 yılında da yaşandı. Ancak Sayın Cumhurbaşkanımız, o dönemde bu çarpıklığı gördü ve gereğini yaptı. En düşük memur maaşını en düşük işçi maaşının üzerine çıkardı.

Şimdi sistem tekrar alt-üst oldu, emeğimiz, memuriyet için okuduğumuz okullar, girdiğimiz sınavlar, döktüğümüz akıl teri yok sayıldı. Kamuda iş barışı ve huzurumuz bozuldu, memurlar olarak şevkimizkırıldı. 

Aynı odada birlikte çalıştığımız, farklı statüde olan mesai arkadaşlarımızla aramızdaki uçurumu kapatmak yerine Maliye Bakanlığı, Kamu İşvereni ve “Kamu İşveren Hakem Heyeti”; gösterdikleri tutum ve verdikleri kararla adaletsizliği derinleştirmeyi tercih ettiler.  

Ücretlerdeki dengesizlik ve gelirdeki adaletsizlik artık görmezden gelinemez bir noktaya geldi.Bu aşamadan sonra kamuda yaşanan huzursuzluğu artık kimse “görmedim, duymadım, bilmiyorum” diyemez.

Bu çarpıklık derhal ve kalıcı olarak düzeltilmeli, kamuda iş barışı ve huzuru yeniden tesis edilmelidir. Bu yap-boz sisteminden artık vazgeçilmeli, 2 yılda bir sistemi bozan anlayıştan dönülmelidir. Biz Memur-Sen olarak;

“Kamudaki bu çarpıklık, parçacı düzenlemelerle değil ancak bütüncül bir düzenlemeyle mümkündür,” diyoruz. “Belirli kesimleri kapsayan, kamu görevlilerinin bütününün sesini duymayan ve beklentisini karşılamayan tekil düzenlemeler ancak çarpıklığı derinleştirir, hoşnutsuzluğu büyütür,” diyoruz. “Memuru ezerek enflasyonla mücadele yürütülemez,” diyoruz.

Sebebi olmadığımız enflasyonun faturasını sabit gelirliler olarak bizlere çıkarılmasını asla kabul etmiyoruz. Maliye Bakanlığı bu adaletsiz anlayıştan, enflasyonla mücadelede sürdürülen bu çarpık yöntemden vazgeçmelidir. Adil paylaşım anlayışıyla hareket edilmeli, emeğin hakkı tastamam verilmelidir. Bunun için hem Kamu Personel sisteminde hem de sendika yasamızda köklü değişiklikler, reformlar yapılmalıdır. 

Ülkemizde birçok alanda reform yapıldığı halde, Kamu personel sistemimizde günü kurtarmaya yönelik, bütünlüklü bakıştan yoksun düzenlemeler yapılmasının, Sistemi daha da içinden çıkılamaz hale getirmekten başka bir işe yaramadığı görülmelidir. Memur-Sen olarak artık ülkemizin gücünü yansıtan, Türkiye Yüzyılına yakışır bir personel reformu istiyoruz.

Kariyer basamaklarının düzeltildiği, güvencenin arttığı, ücret skalasının görev, unvan, sorumluluk merkezli yapılandırıldığı, farklı statüler arasındaki ücret dengesizliğinin giderildiği, görev aylığıyla emekli aylığı arasındaki uçurumun kapatıldığı bir kamu personel reformu “ŞİMDİ DEĞİLSE NE ZAMAN” diyoruz. Artık bahaneleri değil gerçekleri konuşmak istiyoruz.  Hükümetten personel sisteminde reform yapmasını, bu yılın memurların yılı olmasını bekliyoruz.

Değerli kardeşlerim,

Kıymetli basın mensupları,

4688 sayılı Kanun 8. Dönem Toplu Sözleşme ile artık ömrünü tamamlamıştır. 4688 sayılı sendika yasası topyekun değiştirilmelidir. Bizler kamu görevlileri olarak, mali ve sosyal haklarımızı belirleyen mevcut toplu sözleşme sistemi ve Hakem Kuruluyla BURAYA KADAR diyoruz.  Sadece maliye politikalarının belirleyici olduğu bir toplu sözleşme masası istemiyoruz. Piyasa gerçeğini sorgulamaya bile cesareti olmayan Hakem Kuruluyla geleceğimizin belirlenmesini istemiyoruz. 4 milyondan fazla kamu görevlisinin, 2,5 milyondan fazla memur emeklisinin mali ve sosyal hakları, toplamda 1 aylık kısa bir süreye sıkıştırılıp oldubittiye getirilsin istemiyoruz. 

Bu yüzden 7. Dönem Toplu Sözleşme’de hüküm altına alınan “yasanın yeniden düzenlenmesi için gerekli çalışmaların yapılması”kararının uygulanmasını istiyoruz. Örgütlenme özgürlüğünden grev hakkına, dayanışma aidatından toplu sözleşme sistemine, hakem kurulundan sendikal güvencelere değin yepyeni bir sendika yasası için herkes elini taşın altına koymalı, Bu noktada kamu görevlilerinin sesi duyulmalı, beklentisi görülmeli, gereği yapılmalıdır. Altına imza attığımız ILO sözleşmeleri başta olmak üzere uluslararası sözleşmelerin gerektirdiği düzenlemeler iç hukukumuzda daha fazla gecikmeksizin gerçekleştirilmeli, 

Adil bir pazarlık zeminine kavuşmak için evrensel sendikal hak ve özgürlükler benimsemeli, ILO normlarında bir sendika yasası artık gecikmeksizin hayata geçirilmelidir.Malumunuz olduğu üzere; 7. Dönem toplu sözleşmede beklenen enflasyon bile memura layık görülmemişti. 8. Dönem Toplu Sözleşmede ise kayıplarımızın tazmin edilmesini beklerken; işveren tarafı adaletsizlikte ısrar etti,Hakem de bu adaletsizliği toplu sözleşme hükmü haline getirdi.Biz kamu görevlileri olarak, 81 ilde meydanlardan hükümete sesleniyoruz: Bu gidişata dur demenin, bu hatadan dönmenin, bu çarpıklığı düzeltmenin, gelirde adaleti sağlamanın sorumluluğu omuzlarınızdadır.

Aksi takdirde, bu çarpıklıkla geçen her gün kamu görevlileri için eziyet, kamu hizmet kalitesi için verimsizlik demek olacaktır. Ücretlerde dengesizliğin bitirilmesi, kamudaki huzurun sağlanması ancak emekliliğe yansıyacak şekilde bir Refah Payı verilmesiyle mümkündür. Bunun ötelenmesi sadece zaman kaybı değil, telafisi imkânsız sorunlara yol açmak, aynı zamanda sosyal maliyeti büyütmektir. Biz kamu görevlileri olarak, İmtiyaz değil, alın terimizin hakkını istiyoruz. Ayrıcalık değil, kamuda adalet istiyoruz. İşyerlerinde huzur istiyoruz, çalışma barışı geri gelsin istiyoruz. Biz hakkımızdan gayrısını istemiyoruz; memuru işçisiyle kamuda çalışan herkesin hakkını tastamam almasını istiyoruz.

…Katılımlarınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. 

Yaşasın Hak, Yaşasın Emek, Yaşasın Adalet, Yaşasın Mücadele…

                                                             Mustafa KARATAŞ

                                                    MEMUR-SEN İL BAŞKANI

                                              Eğitim-Bir-Sen 2 nolu Şube Başkanı

Haber Editörü: Şahap GÜRLER

Devamını Oku

ATATÜRK ÜNİVERSİTESİNDE KIŞ COŞKUSU KAMPÜSE TAŞINDI: ATAKIŞPARK ÖĞRENCİ MERKEZİ SEZONU AÇTI

ATATÜRK ÜNİVERSİTESİNDE KIŞ COŞKUSU KAMPÜSE TAŞINDI: ATAKIŞPARK ÖĞRENCİ MERKEZİ SEZONU AÇTI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Atatürk Üniversitesi, kış mevsiminin enerjisini kampüs yaşamıyla buluşturan önemli bir projeyi daha öğrencilerin hizmetine sundu. Hukuk Fakültesi yanında yer alan boş alanın geçtiğimiz yıl yapılan düzenleme çalışmalarıyla hayata geçirilen ATAKIŞPARK Öğrenci Merkezi, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu ve davetlilerin katılımıyla gerçekleştirilen sezon açılışı programıyla kapılarını açtı.

Sezon açılışına; Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı Adem Aydemir, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu ve eşi Prof. Dr. Esra Hacımüftüoğlu, Palandöken Belediye Başkanı Muhammet Sunar, Yakutiye Belediye Başkanı Mahmut Uçar, rektör yardımcıları, genel sekreter, dekanlar, akademik ve idari personel ile çok sayıda öğrenci katıldı. Açılış programında davetlilere balık ve çay ikramında bulunulurken, kampüsün kalbinde oluşturulan bu yeni yaşam alanı katılımcılardan büyük beğeni topladı.

Dünyanın ve Türkiye’nin en önemli kayak merkezleri arasında yer alan Palandöken Kayak Merkezine olan ilgi her geçen gün artarken, Atatürk Üniversitesi yönetimi, kampüs içinde de öğrencilerin kış sporlarıyla tanışabileceği ve keyifli vakit geçirebileceği özel bir pist oluşturdu. ATAKIŞPARK Öğrenci Merkezi, kayak ve kızak aktiviteleriyle özellikle Palandöken’e gitme imkânı bulamayan öğrenciler için önemli bir alternatif sunuyor.

Açılış programında konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Yılmaz, ATAKIŞPARK’ın sadece bir etkinlik alanı olmadığını vurgulayarak: “Kampüsün tam kalbinde yer alan bu alan, kışın enerjisini ve eğlencesini bir araya getiriyor. Öğrencilerimiz için sosyal, sportif ve unutulmaz deneyimlerin yaşanacağı bir merkez oluşturmayı hedefledik” ifadelerini kullandı.

Rektör Hacımüftüoğlu: “Öğrencilerimiz Arasında Kayak ve Kış Sporlarının Daha Yaygın Hâle Gelmesini İstiyoruz”

Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu ise yaptığı değerlendirmede, üniversitede öğrenim gören öğrencilerin yaklaşık üçte ikisinin bugüne kadar kayak merkezine gitmediğinin tespit edildiğini belirterek, bu durumun projeye ilham verdiğini söyledi. Rektör Hacımüftüoğlu: “Kayak ve kış sporlarının daha yaygın hâle gelmesi için böyle bir proje geliştirdik. Erzurum’un en önemli değerlerinden biri olan kayağı, tüm öğrencilerimizin ayağına getirmek istedik. Burada bu işin zevkini alırlarsa Palandöken’e daha rahat çıkacaklarını düşünüyoruz. Amacımız, öğrencilerimizin kampüs yaşamını daha renkli, daha aktif ve daha nitelikli hâle getirmek” dedi.

Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği ATAKIŞPARK Öğrenci Merkezi, kış boyunca düzenlenecek etkinliklerle kampüs yaşamına dinamizm katmayı hedeflerken, Atatürk Üniversitesinin öğrenci odaklı yaklaşımının da somut bir göstergesi olarak öne çıkıyor.

Haber Editörü: Şahap GÜRLER

Devamını Oku

Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele Operasyonu…

Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele Operasyonu…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Erzurum İl Jandarma Komutanlığı; Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticaretiyle Mücadele Şube Müdürlüğü ve Karayazı İlçe Jandarma Komutanlığının koordineli çalışmaları sonucunda; 10 Ocak 2026 tarihinde göçmen kaçakçılığı ve düzensiz göçle mücadele kapsamında, yasadışı yollarla yurda giriş yaptığı tespit edilen (7) düzensiz göçmen ile (2) şüpheli şahıs (organizatör) yakalanmıştır.

Düzensiz göçmenlere toplam 288.687 TL, organizatörlere ise 32.852 TL idari yaptırım uygulanmıştır. Olayla ilgili olarak göçmen kaçakçılığı suçunu işledikleri tespit edilen (2)şüpheli şahıs (organizatör), çıkarıldıkları adli makamlarca tutuklanarak Erzurum E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna teslim edilmiştir. Yakalanan düzensiz göçmenler ise Aşkale Geri Gönderme Merkezine teslim edilmiştir.

Ayrıca, Erzurum İl Jandarma Komutanlığı tarafından 2025 yılı içerisinde göçmen kaçakçılığıyla mücadele kapsamında (58) şüpheli (organizatör) yakalanarak gözaltına alınmış, (396) düzensiz göçmen yakalanarak Aşkale Geri Gönderme Merkezine teslim edilmiştir.

Haber Editörü: Şahap GÜRLER

Devamını Oku

ENFLASYON FARKI ZAM DEĞİLDİR…

ENFLASYON FARKI ZAM DEĞİLDİR…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Tutmayan hedeflerin bedeli, kamu görevlilerine ve emeklilere ödetilemez…

Enflasyon farkı ZAM değildir…

Türkiye Kamu-Sen Erzurum İl Temsilcisi vekili Barış Anıl, Kamu-Sen e bağlı sendika temsilcileri, yönetim kurulu üyeleri ve memurlardan oluşan bir heyet ile Erzurum Valiliği ek bina önünde basın açıklamasında bulundu. Soğuk bir kış gününde, milyonlarca kamu çalışanı ve emeklinin sesi olmak üzere çağrımıza kulak vererek burada toplandığınız için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum, diyen Anıl; kamu çalışanlarının ve emeklilerinin alım gücünün her geçen gün biraz daha erimekte, geçim şartlarının sürdürülemez hâle geldiğinin vurgusunu yaptı…

Enflasyon yükselmiş, maaşlar erimiştir…

2025 yılına ait enflasyon verilerinin açıklanmasıyla birlikte memur ve emeklilerin maaş artışlarının, gerçek hayat şartları karşısında ne denli yetersiz kaldığı bir kez daha net biçimde ortaya çıktığına değinen İl Temsilcisi Vekili Barış Anıl; Resmî verilere göre 2025 yılı enflasyonu %30,89 olarak gerçekleştiğini ve buna karşın memur maaşlarına yapılan artışın ise yıl içinde %22,5 seviyesinde kaldığını belirtti.

Anıl; sonuç açıktır, Enflasyon yükselmiş, maaşlar erimiştir.

Ne yazık ki bu tablo, memur ve emekliler açısından artık istisnai değil, alışılagelmiş bir durum olmuştur. 

Nitekim 2024 yılında da maaşlar enflasyonun 15,37 puan gerisinde kalmış; 2025 yılında ise toplamda 18,53 puanlık bir kayıp yaşanmış, bu kayıp ancak sonradan verilen enflasyon farkı ile telafi edilmeye çalışılmıştır.

Enflasyon farkı, zam değildir…

Buradan bir kere daha açıkça ifade ediyoruz: Enflasyon farkı, zam değildir. Enflasyon farkı, maaşları yalnızca gerçekleşen enflasyona eşitleyen bir telafi ödemesidir. Zam ise maaşın alım gücünü artırması beklenen bir düzenlemedir.

Son yıllarda maaş artışlarının sürekli olarak enflasyonun altında kalması, yapılan düzenlemeleri zam olmaktan çıkarmıştır.

Bugün gelinen noktada memur maaşları, adeta ön ödemeli enflasyon farkı sistemiylebelirlenmektedir. 

Tutmayan hedeflerin bedeli, kamu görevlilerine ve emeklilere ödetilemez…

Açıklanan rakamlar, maaşların yalnızca enflasyon karşısında değil; gıda, kira, ulaşım ve temel ihtiyaç harcamalarındaki artışlar nedeniyle alım gücü açısından da ciddi biçimde gerilediğinigöstermektedir. 

Ortaya çıkan tablo, kamu çalışanları ve emekliler için açık bir ekonomik çıkmazdır. Tutmayan hedeflerin bedeli, kamu görevlilerine ve emeklilere ödetilemez. Bu gidişata acilen müdahale edilmesi zorunludur.

Memurlarımız 2026 yılının ilk maaşını yarın alacaklar… 

Bordrolarında 2025 yılına göre oransal olarak enflasyon farkıyla birlikte %18,6; taban aylığa brüt 1000 TL ve unvan bazında tazminat artışı içeren bir maaş zammıyla karşılaşacaklar. Bütün bu artışlarla birlikte en düşük dereceli bekar memurun maaşı %22,4 artacak ve 47 bin 500 TL’den 58 bin 200 TL’ye yükselecek. 

Ortalama memur maaşı ise %22 oranında artacak ve yaklaşık 52 bin 500 TL’den 64 bin 100 TL’ye yükselecek. Yani en düşük memura 10 bin 700; ortalama bir memura ise 11 bin 600 TL artış gelecek. 

Bu rakamlarla memurlarımızın 6 ay geçinmesi beklenecek. Ancak bu rakamlar, kamu çalışanlarının gerçek hayat koşullarını karşılamaktan uzaktır. 

Bugün memur maaşları yoksulluk sınırının, emekli maaşları ise açlık sınırının altında kalmıştır. Yoksulluk sınırı 100 bin lira civarında, ortalama maaş 64 bin lira. Bu parayla bir memur ay sonunu nasıl getirecek?

Bu rakamlar içimizi karartıyor, umutlarımızı köreltiyor. Bir yanda ağırlaşan hayat şartları, diğer yanda hızla eriyen ücretler; kamu çalışanlarını ve emeklileri ciddi bir ekonomik darboğaza sürüklemektedir. 

Emeklilik sistemi 2008 öncesi ve sonrası olarak 2’ye bölünmüş durumda. Ek ödeme, ilave ek ödeme, fazla mesai, ek ders gibi unsurlar emeklilik hesabına dâhil edilmediği için görev aylığı ile emekli aylığının bağı kopmuş durumda. 

En düşük memur emeklisi aylığı asgari ücretin bile altına düşmüş durumda…

Özellikle 2023 yılında ödenmeye başlanan ilave ek ödemenin emekli aylığına yansıtılmaması, emeklilik sistemini kökünden sarstı, görev aylığı-emekli maaşı dengesini yerle bir etti. En düşük memur emeklisi aylığı asgari ücretin bile altına düşmüş durumda. Kimse emekli olmak istemiyor. 

Eskiden mezarda emeklilik getiriliyor diye eleştirdiğimiz sistemde, şimdi memurlar gönüllü olarak gücü yettiğince çalışmak zorunda kalıyor. 

Bu tablo mutlaka değiştirilmelidir. Bu tablo ancak ve ancak memur ve emekli maaşlarına ek zam yapılarak, maaşlara refah payı eklenerek tersine çevrilebilir. Bütçeye baktığımızda gelirlerin neredeyse tamamının vergilerden karşılanacağını görüyoruz. Bu vergiler de büyük oranda dolaylı vergi olarak belirlenmiş. Yani sadece düşük maaş politikasıyla değil vergi politikasıyla da çalışanın sırtına binildiği bir dönemdeyiz. Gelir vergisi dilimlerinin, memur maaş artışlarının gerisinde kalması nedeniyle, ödenen vergi miktarı yapılan zammı aşar hâle gelmiştir.

Bu çerçevede, gelir vergisi dilimlerinin ekonomik gerçeklere uygun biçimde yükseltilmesi ve ücretliler açısından gelir vergisi oranının %15 seviyesinde sabitlenmesi gerekmektedir. 

Vergi yükünün dar ve sabit gelirlilerin omuzlarına yıkıldığı, enflasyon hedeflerinin tutmadığı bir tabloda, maaşların da bu seviyelerde tutulması kabul edilemez. 

Eğer 2026 yılı için memur ve emekliler lehine bir revizyon yapılmazsa, gelir dağılımındaki adaletsizlik daha da derinleşecektir.

Bu nedenle maaşlar hedeflenen değil, gerçekleşen rakamlar üzerinden değerlendirilmelidir. 

Yaşanan kayıpların telafisi için ek zam yapılmalı, alım gücünü artırmak amacıyla refah payı mutlaka hayata geçirilmelidir.

Mevcut sistem, birçok adaletsizliği de içinde barındırıyor…

Sadece maaşlar düşük değil, ücretler kendi içinde de adalet barındırmıyor. Çalışanlarımız nitelikleri, görev, yetki ve sorumluluklarıyla doğru orantılı bir ücret alamıyor. Yardımcı hizmetler sınıfı personelinin beklentileri sürekli öteleniyor. İdareci sınıfındaki personelimizin, akademisyen ve öğretmenlerimizin durumlarının da iyileştirilmesi gerekmektedir. Ayrıca kamuda görev yapan mühendis, avukat, biyolog, kimyager, veteriner hekim, bilişim uzmanı gibi mezun oldukları yüksek öğrenim programında elde ettikleri unvanlarda görev yapan personelin de görevleriyle orantılı mali ve özlük haklara kavuşturulması bir başka beklentidir. 

Bu çerçevede mesleki gelişim teşvik edilmeli, görev yetki ve sorumlulukla orantılı, bilgi ve tecrübeyi ödüllendirecek bir sistem getirilmelidir diyoruz. Ayrıca, son yıllarda ortaya konulan ücret politikaları neticesinde kamuda ücret adaleti büyük yara almış, aynı işi yapan ama statüleri farklı çalışanlar arasında büyük bir ücret uçurumu oluşmuştur. Bu durum çalışma barışını da zedelemektedir. Bu nedenle kamuda statü farklılıklarından dolayı oluşan ücret farklılığı giderilmeli, yatay ve dikey ücret dengesi kurularak adaletli bir ücret sistemi oluşturulmalıdır. 

Ekonomik şartlar memur ve emeklilerimizi zorlarken bir taraftan da güvencesiz istihdam modelleri, kamu çalışanları için tehdit oluşturmaya devam ediyor. Özellikle PTT başta olmak üzere bazı kurum ve kuruluşlarımızdaki İHS ve bütün memurlar için geçerli hale getirilen 3+1 sözleşmeli istihdamı ve oluşturulan çok başlı yapı çalışanlarımızın geleceğe güvenle bakmasını engelliyor. Biz, kamuda güvenceye ve kadroya dayalı tek tip bir istihdam modeli olsun istiyoruz. 

Ekonomideki olumsuzlukları memura, emekliye mal ederseniz, toplumu enflasyona kurban verirsiniz…

Biz diyoruz ki; nimette külfette adalet olsun. Statü farkından dolayı yaşanan adaletsizlik son bulsun. Maaş zamları piyasa gerçekleri ile örtüşsün. Pasta büyüyorsa payımız da büyüsün. Memurun emeklinin yüzü gülsün. Ekonomideki olumsuzlukları memura, emekliye mal ederseniz, toplumu enflasyona kurban verirsiniz. Çalışanları sürekli fakirleşen millet, gelişemez, ilerleyemez. Bu maaş politikasıyla kamu memur ve emekliliğe karşı sürekli borçlanmaktadır. 

Milletten hangi oranda alıyorsanız, çalışanınıza emeklinize de o oranda zam verin. Verilen sözlere uygun olarak İlave ek ödemenin ve tüm ödemelerin emekli aylığına yansıtılmasını sağlayın. İçinde adalet olmayan verginin, hakkaniyete dayanmayan maaş sisteminin refah getirmesi mümkün değildir. 

Refah payı olmayan maaş artışına zam denmez. Biz enflasyon kadar zammı kabul etmiyoruz…

Memuru, emeklisi mutlu olmayan ülkenin mutlu olması mümkün değildir. Refah payı olmayan maaş artışına zam denmez. Biz enflasyon kadar zammı kabul etmiyoruz. Zaten alım gücü sürekli düşerken, bizden daha fazla fedakârlık beklemeyin. Memur, emekli hakkı olmayanı istemiyor. Başkasının kaynağını bize aktarın demiyor. Milli gelire yaptığı katkının, alın terinin, emeğinin hakkını istiyor. 

Hepimiz milletimiz ve devletimiz için her türlü fedakârlığı yaparız. Ancak bu fedakârlık adil ve eşit dağıtıldığında anlam kazanır. Fedakârlık yapanların üstüne basarak yükselenlerin olduğu yerde, refahı da kimlerin alacağı bellidir. Biz Türkiye Kamu-Sen olarak memur ve emekli maaşlarına ek bir artış yapılarak durumlarının iyileştirilmesini, üzerine refah payı eklenerek gerçek anlamda bir zamma kavuşturulmasını talep ediyoruz. Ek zam ve refah payının kalıcı bir biçimde düzenlenmesini istiyoruz. 

Gelir vergisinin adil bir biçimde belirlenmesini, herkesin kazancı ile orantılı bir vergilendirmeye tabi tutulmasını bekliyoruz. Bunun için de memurların gelir vergisi dilimi %15’te sabitlensin diyoruz. Bütün ödemeler, bilhassa ilave ek ödeme emekli maaşına eklensin, emeklinin de yüzü gülsün evi şenlensin istiyoruz. 

Birinci dereceye gelen tüm memurların ek gösterge rakamlarının 3600’e yükseltileceği sözü, unutulmasın diyoruz. Maliye yetkililerinin, kamu çalışanlarını her sıkıntılı durumda baş vurulacak ekonomik kaynak olarak görmekten vazgeçmesini bekliyoruz. Maaş sorununa kökten çözüm üretecek politikalar belirlensin diyoruz. 

Enflasyon kadar zam istemiyoruz! İnsanca yaşam, adil ücret istiyoruz! Ücrette hakkaniyet istiyoruz! Vergide adalet istiyoruz! İstihdamda güvence istiyoruz! Ücrette hakkaniyetin sağlanacağı, eşit işe eşit ücretin hâkim olacağı, emekli ve çalışanlarımızın insanca yaşamasına yetecek düzeyde bir ücrete kavuşacağı, statü farkından doğan adaletsizliklerin giderileceği yeni bir ücret sistemi istiyoruz. 

Bütün bu sorunların insan ve çalışan odaklı ekonomi politikalarıyla çözüleceğine inanıyor, yetkilileri çalışan ve emeklilerimizi yoksulluk girdabından kurtaracak sosyal politikalar üretmeye davet ediyoruz. 

Bu soğukta alanı dolduran başta basın emekçilerimiz ve kamu çalışanlarımız olmak üzere herkese teşekkür ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. 

Haber Editörü: Şahap GÜRLER

Devamını Oku

BÜYÜKŞEHİR KENTSEL DÖNÜŞÜMDE DE TÜRKİYE’YE ROL MODELİ OLDU 

BÜYÜKŞEHİR KENTSEL DÖNÜŞÜMDE DE TÜRKİYE’YE ROL MODELİ OLDU 
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Erzurum Büyükşehir Belediyesi kentsel dönüşümde de Türkiye’ye rol modeli oldu. 12 yılda 7500’ü aşkın depreme dayanıksız yapıları yıkan Büyükşehir Belediyesi, yerinde dönüşümü esas alan “Korunan tarih dönüşen şehir Erzurum” modeli ile kentsel dönüşümde de adeta çığır açtı.

Büyükşehir Belediyesi ekipleri bu kez de kamu güvenliğini tehdit eden metruk yapılarda çalışma başlattı. Yakutiye ilçesi genelinde tespit edilen 15 bina içerisinde yer alan yaklaşık 45 bağımsız bölüm, gerekli tahliye işlemlerinin tamamlanmasının ardından yıkıldı.Gerçekleştirilen yıkım çalışmalarıyla birlikte; can ve mal güvenliği açısından risk oluşturan, çevre ve toplum sağlığını tehdit eden metruk yapılar ortadan kaldırıldı. Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, şunları kaydetti: “Aziz şehrimizi sadece bugüne değil, yarınlara da hazırlayan bir dönüşüm anlayışıyla hareket ediyoruz. ‘Korunan tarih dönüşen şehir Erzurum’ modeliyle bir yandan kadim kimliğimizi muhafaza ederken, diğer yandan da hemşehrilerimizin can ve mal güvenliğini esas alan modern, sağlıklı ve dirençli yaşam alanları inşa ediyoruz. 12 yıl içerisinde 7 bin 500’ü aşkın depreme dayanıksız yapıyı yıkarak, yerinde dönüşümle Erzurum’umuzu güvenli bir şehir haline getirme kararlılığımızı ortaya koyduk. Yakutiye ilçemizde gerçekleştirdiğimiz bu çalışmalar da aynı vizyonun bir parçasıdır. Vatandaşlarımızın huzuru, güvenliği ve yaşam kalitesi için risk oluşturan hiçbir yapıya müsamaha göstermeyecek, dönüşümü kararlılıkla sürdüreceğiz. Erzurum’u geleceğe emin adımlarla taşıyacak bu dönüşüm sürecinde tüm kurumlarımızla birlikte çalışmaya devam edeceğiz.” Başkan Sekmen, kamu güvenliğini tehdit eden metruk yapıların tespit ve yıkım işlemlerinin kent genelinde programlı bir şekilde devam edeceğini de sözlerine ekledi.

Haber Editörü: Şahap GÜRLER

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.