
AZİZ TÜRK MİLLETİNE VE EĞİTİM CAMİASINA;
Bugün, kendilerini “bilimsel” kılıfıyla ambalajlayıp, bu toprakların ruhuyla kavgalı olmayı maharet sayan bir yapının, Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan ayı etkinliklerine karşı aldığı sözde “eylem” kararını ibretle ve esefle takip ediyoruz.
Erzurum gibi “İslam’ın kilidi, Türk’ün mühür şehri” olan bir mülkten , bin yıldır süregelen geleneklerimize, inanç dünyamıza ve milli birliğimizin harcı olan dadaşlar elinden seslenerek, mübarek Ramazan ayına karşı gösterilen bu tahammülsüzlük, aslında sadece bir idari karara itiraz değil; bu milletin özüne duyulan bir yabancılaşmanın dışa vurumudur.
Bu “İstemezük” Zihniyetine Soruyoruz:
* Hangi “Bilim” Maneviyata Karşıdır? Eğitim, sadece dört duvar arasında formül ezberletmek değil; bir nesle tarihini, kültürünü ve mukaddesatını öğretmektir. Ramazan ayı etkinliklerinden rahatsızlık duyanlar, bu milletin evlatlarının kendi değerleriyle bağ kurmasından neden korkmaktadırlar?
* Hukuk Kılıfı Altında Değerler İstismarı: Anayasa ve 1739 sayılı kanunu öne sürerek, Türk milletinin milli ve dini bütünlüğünü sağlayan değerleri “mevzuata aykırı” gibi göstermeye çalışmak, tipik bir “ideolojik körlük” vakasıdır. Türk Milli Eğitimi’nin temel amacı; beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir karakterde “Türk evladı” yetiştirmektir. Ramazan ayı, bu karakterin en önemli manevi duraklarından biridir.
* Sizin “Maarif” Anlayışınız Batı’ya Hayran, Özüne Düşman mıdır? Noel kutlamalarına, kültürel erozyona sessiz kalanların; konu bu toprakların kendi irfanı, yardımlaşma ve paylaşma iklimi olan Ramazan olunca “eylem” kararı alması, niyetlerini açıkça ortaya koymaktadır.
Erzurum’dan Haykırıyoruz!
Türk Eğitim-Sen olarak bizler; devletimizin bekası, milletimizin birliği ve evlatlarımızın milli şuurla yetişmesi noktasında her türlü gayretin yanındayız. Ramazan ayı, sadece dini bir ibadet dönemi değil; Türk kültüründe kardeşliğin, dayanışmanın ve toplumsal barışın zirve yaptığı bir iklimdir. Bu iklimi eğitim yuvalarımızdan uzaklaştırmak isteyenlerin asıl derdi eğitim değil, bu milletin köklerini kurutma çabasıdır.
Sonuç Olarak;
Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu yöndeki kararlılığını destekliyor, eğitim çalışanlarımızı bu tür suni ve ideolojik dayatmalara itibar etmemeye davet ediyoruz. Kimse Türk eğitimcisini kendi değerlerine düşman birer “memur” haline getiremeyecektir.
Milli ve manevi değerlerimize karşı alınan bu talihsiz kararı şiddetle kınıyor; Türk milletinin ve eğitim camiasının iradesinin, her türlü köhne ideolojinin üzerinde olduğunu bir kez daha ilan ediyoruz.
Gök kubbede bu ezanlar susturulamayacak, bu bayrak inmeyecek ve bu nesil kendi değerleriyle kucaklaşmaya devam edecektir!
Haber Editörü: Şahap GÜRLER
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.