
Yüzyıllardır dimdik ayakta duran, ecdadın nefesini ve ruhunu taşıyan muazzam taş yapılar… Çifte Minareli Medrese’nin heybetli göğe yükselişi, Yakutiye Medresesi’nin o eşsiz çinili minaresi, Üç Kümbetler’in asil ve vakur duruşu… Her bir taş, bir hikâye; her bir işlem, bir tarih bilinci aşılıyor bizlere. Bu yapılar, sadece dünün değil, yarının da mirası, geleceğe uzanan köprülerimiz.
Ancak, bu tarihi ihtişamın hemen yanı başında, adeta bir saygısızlık anıtı gibi yükselen bir başka manzara var: Bilinçsizce, gelişigüzel park edilmiş araç sürüsü. Tarihimiz, bilinçsizce park edilen araçların işgali altında inliyor. Tarihi dokunun ruhunu zedeleyen, görsel bir kirlilik yaratan bu kaos, sadece bugünü değil, geleceğimizi de tehdit ediyor.
Bir mirasın çığlığı…!

Net bir şekilde görüldüğü gibi, tarihin nefes aldığı bu alanlar, metal yığınlarının kuşatması altında. Çifte Minareli Medrese’nin önündeki sokak, araçların rastgele park etmesiyle adeta bir otoparka dönüşmüş. Yakutiye Medresesi’nin o zarif minaresi, araçların gölgesinde kalmış. Üç Kümbetler’in çevresi, modern zamanın getirdiği bu bilinçsizliğin kurbanı olmuş.
Bu manzara, sadece bir park sorunu değil, aynı zamanda tarih bilincinden yoksunluğun, kültürel mirasa karşı duyarsızlığın da bir göstergesidir. Bu yapılar, bizim kimliğimiz, geçmişimiz. Onları korumak, sadece fiziksel bütünlüklerini sağlamak değil, aynı zamanda çevrelerini de bu saygınlığa yaraşır bir şekilde muhafaza etmek demektir.
Geleceğimiz bilinçsiz olarak trafik terörüne mi kurban ediliyor?
Daha da vahimi, bu bilinçsizlik, sadece tarihi yapıları değil, yarınlarımızı da tehdit ediyor. Daracık sokaklarda veya tarihi ören yerlerimizde bilinçsiz bir şekilde araçların yarattığı bu kaos, yayalar için büyük bir risk oluşturuyor. Özellikle de çocuklarımız… Bu sokaklarda güvenle yürümeleri neredeyse imkânsız! Bir anlık dalgınlık, bir dikkatsizlik, telafisi mümkün olmayan acılara yol açabilir.
Trafik terörü, sadece otoyollarda değil, bu daracık, tarihi sokaklarda da can alabilir! Bilinçsizce park edilen araçlar, acil durumlarda itfaiye veya ambulansın geçişini engelleyebilir, hayati riskler yaratabilir.
Uyanış zamanı; tarih ve gelecek bizden bunu bekliyor…
Bu manzara karşısında susmak, tepkisiz kalmak, bu vurdumduymazlığa ortak olmak demektir. Tarih bilinci, sadece geçmişi bilmek değil, onu korumak ve gelecek nesillere aktarmak için çabalamaktır. Bu yapılar, bizim emanetimiz. Onları bu metal yığınlarının işgalinden kurtarmak, çevrelerini yayalaştırmak, tarihi dokuya uygun düzenlemeler yapmak, hem tarihimize hem de geleceğimize olan borcumuzdur.
Artık, bu “PARK” terörüne dur demenin vakti gelmiştir. Yetkililerin, bu tarihi alanları araç trafiğine kapatarak, yayaların ve turistlerin rahatça dolaşabileceği, çocuklarımızın güvenle oyun oynayabileceği alanlara dönüştürmesi elzemdir. Bizler de vatandaş olarak, bu bilinçle hareket etmeli, aracımızı gelişigüzel park etmekten kaçınmalı, tarihimize ve geleceğimize saygı göstermeliyiz.
Unutmayalım, bu taşlar konuşsa, bize sadece geçmişi değil, bugünkü halimizi de haykırırlardı. Ve çocuklarımız, bu sokaklarda güvenle koşamasalar da, gözlerindeki o masum çığlık, bize bu adaletsizliği hatırlatacaktır. Tarihin gölgesinde yankılanan bu çığlığa kulak verelim. Geleceğimizi, trafik terörüne park etmeyelim!

Haber Editörü: Şahap GÜRLER
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.